Türkiye'de Yerel Ekiple Çalışmak: Roller, Ücret Yapısı ve Kontrol Listesi
Türkiye'de bir çekimde paranın büyük kısmı ekipmana değil insana gider. Bu da ekip listesini bütçeyi, takvimi ve sessizce prodüksiyonun sonunda bir şey geri alıp alamayacağını belirleyen tek karar hâline getirir.
Dışarıdan gelen bir yapımcı için zorluk şu: buradaki ekip piyasası Londra ya da Los Angeles gibi işlemiyor. Herkesin uyduğu, yayınlanmış tek bir ücret tarifesi yok. Unvanlar uluslararası rollerle örtüşüyor ama her zaman bire bir değil. Üstelik satın aldığınız şeyin büyük kısmı, yani yerel bilgi, erişim ve o gün bir "olur" alabilme kabiliyeti, hiçbir bütçe kaleminde görünmüyor.
Aşağıdaki metin fiyatları değil yapıyı anlatıyor. Bir blog yazısında size kesin günlük ücret veren herkes tahmin yürütüyordur; çünkü buradaki ücretler formata, sezona, ilişkiye ve ekipmanın kişiyle birlikte gelip gelmediğine göre değişiyor.
Ekipler burada nasıl kuruluyor
Bir Türk setinin şekli tanıdık gelecektir, kelime dağarcığı gelmeyecektir. İlk prodüksiyon toplantısında en çok kafa karışıklığını önleyen eşleme şu.
| Türkçe unvan | En yakın uluslararası karşılığı |
|---|---|
| Yapımcı / Prodüktör | Producer |
| Yapım Amiri | Production manager, kabaca UPM |
| Yönetmen | Director |
| 1. Yönetmen Yardımcısı | First AD |
| Görüntü Yönetmeni | Director of photography |
| Kamera Asistanı (1. / 2.) | First ve second AC |
| Işık Şefi | Gaffer |
| Işıkçı | Electrician, spark |
| Grip Şefi / Grip | Key grip ve gripler |
| Ses Kayıtçısı / Boomcu | Sound recordist ve boom operator |
| Sanat Yönetmeni | Production designer, art director |
| Set Amiri | Location ve set manager |
Önceden bilinmesi gereken iki yapısal fark var.
Birincisi, departmanların daha ince olması ve kişilerin daha geniş görev taşıması. Buradaki bir ışık şefi, başka yerde gaffer ile best boy arasında bölünecek işi çoğu zaman tek başına yapar. Bu verimli, aynı zamanda bir takvim riski: ekibi "o ikinci işi başkası yapıyor" varsayımıyla maliyetlendirdiyseniz, o ikinci işin yine de yapılması gerekiyor.
İkincisi, fixer rolü ile yapım amiri rolünün sık sık örtüşmesi, bazen tek kişide birleşmesi. Küçük bir reklam işinde bu iyi çalışıyor, ciddi lojistik yükü olan bir işte kötü çalışıyor. İkisini yapan tek kişi mi yoksa iki kişi mi tuttuğunuza baştan karar verin ve yazıya dökün; çünkü "nasıl olsa hallolur" varsayımı, çekim günü mekânda izni elinde tutan kimsenin olmamasıyla sonuçlanıyor.
Ücret yapısı ve burada neden rakam olmadığı
Türkiye'de sektörde faal sendikalar var; Sine-Sen ve sinema televizyon sendikası bunların başında geliyor, oyuncular sendikası da set çalışma koşulları üzerine çalışma yürütüyor. Olmayan şey, her prodüksiyonun uyduğu, bağlayıcı ve sektör geneli bir ücret tarifesi ile dinlenme süresi anlaşması. Başka piyasalarda IATSE ya da BECTU anlaşmalarının oynadığı rolün buradaki karşılığı yok.
Pratik sonucu şu: ücretler proje bazında anlaşılıyor. Size verilen rakam formata (uzun metraj, dizi, reklam ve kurumsal film dört ayrı piyasa ve dört ayrı fiyat seviyesidir), sezona, kişinin kendi ekipmanını getirip getirmediğine ve ilişkiye göre değişiyor. Yayınlanacak tek bir rakam okuyanların çoğu için yanlış olurdu; bu yazının içinde bir rakam olmamasının sebebi bu.
Rakam ne olursa olsun yazıya dökmeniz gereken şeyler:
- Bir günün tanımı. Kaç saat, ne zamandan itibaren, yol ve hazırlık içeride mi. On iki saatlik bir üst sınırın burada norm olduğunu varsaymayın. Uzun çalışma saatleri Türkiye sektöründe belgelenmiş ve tartışmalı bir başlık; sendikalar on beş ve on altı saatlik günlere karşı açıkça kampanya yürütüyor. Bu hem böyle şeylerin yaşandığı hem de sınırları önceden anlaşmanın en az ekip kadar sizi de koruduğu anlamına geliyor.
- Fazla mesai kaça ve ne zaman başlıyor. Çarpanı çekimden önce anlaşın, on üçüncü saatte değil.
- Dinlenme süresi. Paydos ile ertesi günün çağrısı arasındaki asgari süre. Yazın.
- Ekipman kişiyle geliyor mu. Kamera paketiyle gelen bir görüntü yönetmeni ile gelmeyeni tamamen farklı bütçe kalemleridir. İkisini aynı kişi sağlasa bile ekipmanı emekten ayrı listeletin.
- Altıncı ve yedinci gün, gece çalışması ve resmî tatiller. Bunların farklı beklentileri var ve geldiklerinde değil önce fiyatlanmalı.
Bunları kâğıda dökmek güvensizlik değil. En sık yazılmadan geçilen ve paydosta en sık tartışma çıkaran tek başlık bu.
Ödeme fiilen nasıl yapılıyor
Dışarıdan gelen prodüksiyonların kendilerine en sık sorun çıkardıkları yer burası ve genelde iyi niyetle oluyor.
Türkiye'de ekip genelde üç yoldan biriyle çalıştırılır. Bir kısmı bir yapım şirketinin bordrolu çalışanıdır ve sosyal güvenlik primleri yatar. Bir kısmı şahıs şirketi olarak çalışır ve normal fatura keser. Bir kısmı ise serbest meslek erbabı olarak kayıtlıdır ve serbest meslek makbuzu düzenler; bu belge hukuken faturaya eşdeğerdir ve burada kaynakta stopaj devreye girer.
Hangisinin geçerli olduğu, elinize hangi belgenin geçtiğini, hangi verginin kim tarafından kesildiğini ve masrafın temiz şekilde belgelenip belgelenmediğini değiştirir. Bu bir ayrıntı değil. Oranlar ve eşikler yıldan yıla da değişiyor, dolayısıyla güncel durumu bir blog yazısından değil (bu yazı dahil) Türkiye'de bir mali müşavirden teyit edin.
Vergi formuna hiç bakmasanız bile önemli olan kısım şu: ekibe belgesiz nakit ödeme yapmak, elinizde belgeleyemediğiniz bir masraf bırakır. Bu kendi denetiminiz için bir sorundur ve geri bir şey talep etmeyi düşünüyorsanız çok daha büyük bir sorundur. Bu da bizi bir sonraki başlığa getiriyor.
Nakit geri ödeme teşviki kimi işe aldığınıza bağlı
Kimseyi tutmadan önce neler kontrol edilmeli
Aşağıdakiler, deneyimli yerli yapımcıların kontrol ettiği ve dışarıdan gelen prodüksiyonların genelde atladığı şeylerin kısa hâli.
- Sigorta ve sosyal güvenlik. Kimin, kim tarafından, neye karşı güvence altında olduğunu doğrudan sorun. Ekip bir yapım şirketi üzerinden çalışıyorsa SGK primlerinin yatıp yatmadığını sorun. Serbest çalışıyorlarsa kendi güvencelerinin ne olduğunu sorun. Dublör, yükseklik, su, araç ya da silah içeren her çekimde bu bir formalite değil.
- Sözleşme dili ve uygulanacak hukuk. Hangi dilin esas alınacağı belirtilmiş iki dilli bir sözleşme sonradan çok iş açar. İngilizce bir e-posta zincirini sözleşme yerine koymayın.
- Görüntülerin ve ham dosyaların mülkiyeti. Teslim formatını, kartların kopyalanana kadar kimde duracağını ve masterın nerede kalacağını anlaşın. Bu madde rutin olarak belirsiz bırakılıyor ve rutin olarak pişmanlık yaratıyor.
- Sette fiilen konuşulan dil. Departman şeflerinde iyi İngilizce olan, altında olmayan bir ekip gayet çalışır; yeter ki bunu önceden bilin ve yönetmen yardımcısı çeviri yapmaya istekli olsun. Bunu çekim günü keşfetmek her şeyi yavaşlatır.
- Genel showreel değil, formata özel referans. Türk dizisinde çok iyi olan biri, uluslararası bir ajansın hattın ucunda olduğu otuz saniyelik bir reklam için otomatik olarak doğru tercih değildir; tersi de aynı ölçüde geçerli. Kendi formatınızdaki işleri isteyin.
- Sette kim olacak, listede kimin adı var. Şirketi değil kişileri teyit edin. Tuttuğunuz kişi başka bir işe çekilirse ne olacağını sorun; çünkü yoğun sezonda çekilmek istenecektir.
- Ekipman sorusu, ayrı olarak sorulmalı. Ekip üyesi ekipman sağlıyor olsa bile ayrı fiyatlayın ve ayrı listeleyin. Bütçeyi okunur tutar ve taraflardan birini değiştirmeyi, tüm anlaşmayı yeniden pazarlık etmeden çok daha kolay hâle getirir.
Pratik bir öneri
Kısa bir çekim için geliyorsanız, en sık yapılan pahalı hata ekibi ve ekipmanı birbirinden habersiz iki kanaldan tedarik etmek. Sonra çekim günü, ışık paketinin kimsenin ayırtmadığı bir grip aracını varsaydığı ya da kamera paketiyle monitörlerin farklı yerlerden gelip kablolarının uyuşmadığı ortaya çıkıyor.
Bunu ister ikisini tek bir iş ortağından alarak, ister sadece iki listeden de tek bir kişiyi sorumlu tutarak çözün; ama çekimden önce çözün. Kısa bir Türkiye takviminde bu tek hizalama, herhangi bir ücret pazarlığının kazandıracağından daha fazla para kazandırıyor.
